Kastro – Kıyıköy Gezisi
Bu hafta Çilingöz`e gitme planı yapıp, Kastro ve Kıyıköy`e gittik. Yolculuğumuz maceralı olmasada vardığımız yerdeki aktivitelerimiz hayli hareketliydi! Kastro muhteşem güzel bir yer. Denizi de oldukça güzel görüyor. Bol bol video ve fotoğraf çektik. Ancak bunları toparlayıp buraya koymamız biraz zaman alacak. Şimdilik kötü de olsa yol videolarını verelim. Fotoğraflar ve gezi raporu çook yakında…
KIYIKÖY I – Gidiş
KIYIKÖY II – Gidiş
KIYIKÖY III – Mangal partisi, Dalgalarla Eğlence, Kurtarma Operasyonu ve Eve Dönüş
Kırklareli’nin sürprizleri
Kıyıköy, İğneada, Dupnisa Mağarası, Yıldız Dağları, sayısız göl ve dereleri, saklı koyları ile Kırklareli, doğal ve tarihi güzelliklerini paylaşmaya hazır.
Kendinden pek söz ettirmez Kırklareli. Trakya’nın bir ucunda, Türkiye’nin Bulgaristan sınırında kendi halinde bir kent görüntüsündedir. Öyledir de zaten, ama gösterdiğinden çok daha fazlasını bünyesinde barındırır. Doğa ve tarihten gelen birçok güzelliğe sahip Kırklareli’nde yerin altı da, üstü de değerlidir, önemli ve görülmeye değerdir. Kırklareli koruma altına alınmış doğal alanları, ormanları, denizi ve mağaralarıyla huzur arayanların coğrafyasıdır.
İĞNEADA’NIN ALTIN KUMSALI
Tabiat Kırklareli’nden bereketini esirgememiş. Yıldız (Istranca) Dağları’nın Karadeniz’e bakan yamaçları sık bir orman örtüsü ile kaplıdır. Ağırlık kayın ağaçlarındayken, kaynağını buradan alıp Kıyıköy’de denize dökülen akarsuların açmış olduğu vadiler Çoruh meşesi (Quercus dschorochensis), Macar meşesi (Quercus frainetto) ve saçlı meşe (Quercus cerris) ile kaplıdır. İğneada’nın doğusunda ve güneyinde kıyı kumulları ile nemli alüvyal tabanları kaplayan ‘longoz’ denilen orman topluluğu da bulunuyor. Yöre sulak alanlar bakımından da alabildiğine bereketli. Bir tarafta Mert, diğer yanda Erikli gölleri İğneada’ya değer kazandırıyor. Koruma altına alınan göl sayısı iki taneyle sınırlı değil, beş tane daha bulunuyor; Hamam, Pedina, Saka, Sülüklü ve Ramana ile İğneada, Bolu Yedigöller’e rakip haline geliyor.
Söz artık İğneada’ya geldi. Yöre yaklaşık 50 metre genişliğinde, 10 kilometre uzunluğunda ince kumlu bir sahile sahip. Bölgenin, kuzey rüzgârlarına kapalı, yaz aylarında sakin ve dalgasız, 150 metreye kadar sığ denizi bulunuyor. Sahil hakkında kumların arasında altın zerrecikleri olduğunun tespit edildiğine dair rivayetler de eksik değil. İğneada’ya gidecekler bu altın kumsalda güneşlenme ayrılacağına sahip.
Tabii gireceğiniz suyun Karadeniz olduğunu, sakin görüntüsünün altında bıçkın bir delikanlı ruhu taşıdığını ve kimi zaman hiç şaka yapmadığını unutmayın. Bu yüzden İğneada ve Kıyıköy sahillerindeki görevlilerin tecrübeli gözleri, denizdeki ufak işaretleri okuyarak gereken zamanda denizden çıkılması uyarısını yapıyorlar. Gelen dalgaların kıyıya vurduktan sonra yarattığı anaforların zemindeki kumlarda derin oyuklar açması olumsuz sonuçlara yol açabiliyor.
DUPNİSA MAĞARASI
Demirköy ilçesinin Sarpdere köyü yakınlarındaki Dupnisa Mağarası iç içe geçmiş birkaç mağaradan oluşuyor, Sulu ve Kuru Mağara olarak ikiye ayrılıyor. İçinde yapılan yürüyüşte sarkıt ve dikitlerin büyüsüne kapılmamak elde değil. Mağara 2003 yılında turizme açıldı. Yeraltı nehrinin ve derin göllerin bulunduğu bölümleri, macera ve doğa sporları tutkunu olan ve özellikle mağaracılık donanımına sahip kişilerin yoğun ilgisini çekiyor.
KIYIKÖY, HER MEVSİM GÜZEL
İmparator Neron’un, Trakya Valisi olduğu yıllarda tatil için geldiği, geçmişin Salmidores’i Kıyıköy, Pabuçdere ve Kazan dere arasında, tepe üzerine kurulmuş, antik çağlardan kalan bir yerleşim yeri. Derelerin her ikisi de birinci derece doğal SİT alanı olarak tescilli. Alabalık, sazan ve kefal balıklarını barındırıyor, motorla ya da kayıkla gezinti yapılmasına olanak sağlıyorlar. Bir zamanlar Midye adını da almış yöre kıyısı, hırçın Karadeniz’in oyduğu alanlar, geçmişte korsanlar tarafından kullanılan mağaralar ve ilginç biçimli anıt kayalarla bezeli.
Beldenin girişindeki Bizans’ın Saray Kapısı ile nehir kıyısındaki kayaya oyulmuş Aya Nikola Manastırı 3. yüzyılda yapılmış kolon kabartmaları, işlemeli sütunları ve kubbesiyle görülmeye değer. Kıyıköy’ün çevresinde hem kolay hem zorlu, çeşitli uzunluklarda yürüyüş parkurları da bulunuyor.
MÜKELLEF BİR BALIK SOFRASI
Karadeniz kıyısında olması ve zengin su kaynaklarının varlığı, Kırklareli ziyaretçisine mönü olarak en güzel balıkları sunuyor. Akarsu ve göletlerde olta balıkçılığı yapılırken, alabalık, kefal, miryana ve sazan en sık avlanan türler. Alabalık, özellikle Dereköy, Balaban, Dolapdere, Karadere, Kula, Çağlayık, Kazan ve Pabuçdere’deki doğal ortamlarda bol miktarda bulunuyor. Saka Gölü Longozu ‘Yaban Hayatı Koruma Sahası’, Kazandere ve Pabuçdere’nin yukarı kısımları ise doğal alabalık üretiminin artması, avlanmanın kontrol altına alınması amacıyla ‘Alabalık Koruma Sahası’ olarak tespit edilmiş.
Yöre balıkçıları da denizden barbun, kalkan, lüfer, istavrit, hamsi, mezgit, kırlangıç, tekir gibi balıkları ve pavurya, midye gibi kabukluları da mevsiminde yakalayıp sofralara taşıyor.
Özellikle İğneada ve Kıyıköy, mükellef bir balık sofrası için kusursuz ortam sunuyor. İğneada’da hemen denizin kıyısında, Kıyıköy’de ise tepede bulunup Karadeniz’i yukarılardan seyreden, kır gazinosu havası taşıyan balık restoranları oldukça keyifli.
SAKLI KOYLAR
Kıyıköy’ün çevresinde küçük ve güzel koylar bulunuyor. Kalabalıkla kirlenmemesi için adı pek dillendirilmeyen, tropikal ormanları anımsatan bir yeşilliğin içinden geçilerek ulaşılan, bir kilometrelik koya kurulu, kumsalı İğneada’ya dek uzanan Panayır Sahili bunlardan birisi. Bir diğeriyse ağaçların denizle birleşecek kadar sık ve yayılmış olduğu Kastro. Kırklareli’nin son sürprizi Çamlıkoy ise göz alabildiğine uzanan kumsalı ve zengin bir bitki örtüsü ile şaşırtıcı. Ladin, dişbudak ve çam ağaçlarıyla çevrili, nilüferlerle kaplı durgun dere koyu süslüyor. Derenin ortasında bulunan ince uzun ada ile sahilden biraz açıktaki ada, manzarayı tamamlıyor.
Her üç koyda da konaklamak için kamp alanları bulunuyor. Otel, pansiyon aramayın. O imkânlar sadece İğneada ve Kıyıköy’de mevcut. Kamp yapmak Kırklareli insanın en sevdiği etkinlerin başında geliyor. Özellikle kent halkı yazın neredeyse tamamını burada geçiriyor. Aralarına karışıp, güzelliklerini pek de fazla lanse etmeyen Kırklareli’nin sürprizlerini tatmak ise sadece harekete geçmeye bakıyor.
İğneada Limanköy Kıyıköy
Kırklareli’ne bağlı Kıyıköy, İstanbul’a sadece 165 Km. uzaklıkta ama bambaşka bir zamanda yaşıyor…
İki ırmak arasında hırçın karadenize bakan sakin bir balıkçı köyü.
Nasıl gidilir : Edirne istikametinde Çerkezköy çıkışından TEM’den ayrılın. Çerkezköy, Saray ve Vize’yi geçip Kırklareli istikametine devam edin. Vize’yi 18 km geçtikten sonra Demirköy / İğneada yol ayrımından sapın.
İğneada, Trakya’nın Karadeniz kıyısında yer alan en son yerleşim yeridir. Aslında İğneada sahilden 5 km kadar içeridedir. Kıyıdaki yerin adı Limanköy’dür. Sahile çıktığınızda kendinizi güneyde bir yerlerde sanabilirsiniz. Kumsalın bittiği yerde hemen orman başlar. Denizin rengi ve berraklığı güney kıyılarından farklı değil. Üstelik kumsal kilometrelerce uzayıp gider.

Kıyıköy Gezisi Google Earth Dosyası
İğneada’ya giderken yol üstünde şaşırtıcı bir doğa olayı ile karşılaşacaksınız. Yenice’yi geçtikten kısa bir süre sonra tepe tırmanmaya başlayacaksınız. Kısa bir süre sonra hafif bir yokuş ineceksiniz. Yokuşun sonunda, solda Manyetik Alan dinlenme tesisleri var. Bu yokuşta aracınızı durdurup boşta bıraktığınız takdirde yokuş yukarı tırmandığını göreceksiniz. İlginç bir tabiat olayı veya basit bir göz aldanması. Her ne olursa olsun, muhakkak görülmesi gereken bir yer.
Bunun dışında İğneada – Kıyıköy arasında yaklaşık 20km.lik toprak bir orman yolu var ama oldukça bozuk olduğunu belirtelim. Eğer aracınız müsaitse ve vaktiniz varsa Kıyıköy’e gidebilirsiniz. Aksi takdirde Kıyıköy gezisini bir başka güne bırakmanızı tavsiye ederiz.
Kıyıköy, Trakya’nın Karadeniz kıyısında yer alan küçük bir yerleşim yeridir. İğneada kadar olmasada oldukça uzun bir kumsalı vardır. Köye girdikten sonra sola yukarı çıkan yolu takip ederseniz çok küçük bir meydana çıkarsınız. Burada iki adet restoran bulunmakta. Limana inmek için restoranların bulunduğu yerden sağa aşağı giden yolu takip edebilirsiniz.
Kıyıköyün biraz dışında Aya Nikola Manastırı var. İlk Hristiyanların yerleştiği, mağara içine oyulmuş bir manastır. Ancak zaman içerisinde oldukça tahrip olmuş. Yine de görmeye değer.
Kıyıköye gelmeden,sağda Kastro ayrımını göreceksiniz. Vaktiniz kalırsa Kastro’ya da uğrayın
Kastro Kıyıköy’ün birkaç km doğusunda yer alan oldukça küçük bir alan. Herhangi bir köy veya konaklama tesisi yok. Sadece küçük bir restoran var. Kastro’da, bir ucu kumsalda biten, diğer ucu birkaç km içerilere kadar uzayan durgun bir nehir var. Bu nehirde deniz bisikleti veya sandal kiralamak mümkün. Nehirde yapacağınız gezi 1- 1.5 saat civarında sürüyor.
Eğer denize girmek amacıyla gitmiyorsanız yaz ayları dışında gitmenizi tavsiye etmeyiz. Yazın yakın yerlerden pikniğe gelen ve denize girenlerle oldukça kalabalık olabiliyor. Denizi oldukça temiz.



Kıyıköye gelipte aynı gün gitmek olmaz. Güzel bir Kıyıköy akşamı yaşayıp bir kaç gece yada bir kaç hafta konaklamak isterseniz köyümüzün pansiyonları ve mini otelleri…..
Kıyıköye kadar gelipte aynı gün dönmek olmaz. Güzel bir Kıyıköy akşamı yaşayıp bir kaç gece ya da bir kaç hafta konaklamak isterseniz köyün pansiyonları ve mini otelleri…
Kıyıköy’de bulunan pansiyonların isim ve telefon numaraları.
Sahil Pansiyon
Kıyıköy KIRKLARELİ
Tel: 0 288 388 62 18
Palaz Pansiyon
Kıyıköy KIRKLARELİ
Tel: 0 288 388 61 77
Yakamoz Motel
Kıyıköy KIRKLARELİ
Tel: 0 288 388 61 59
Genç Otel
Kıyıköy KIRKLARELİ
Tel: 0 288 388 65 68
Gök Pansiyon
Kıyıköy KIRKLARELİ
Tel: 0 288 388 61 14
Hülya Pansiyon
Kıyıköy KIRKLARELİ
Tel: 0 288 388 60 16
Midye Pansiyon
Kıyıköy KIRKLARELİ
Tel: 0 288 388 64 72


































