<a href="http://www.hayatonda.com/agva.html"><b>Ağva</b></a> <a href="http://www.hayatonda.com/silivri.html"><b>Silivri</b></a> <a href="http://www.hayatonda.com/abant.html"><b>Abant</b></a> <a href="http://www.hayatonda.com/yalova.html"><b>Yalova</b></a> <a href="http://www.hayatonda.com/armutlu.html"><b>Armutlu</b></a>
 

Honda Dylan Hakkında Herşey 2 (Lastik Seçimi)

Honda Dylan Hakkında Herşey 2 (Lastik Seçimi)

  Bilindiği gibi karayollarını kullanan tüm motorlu taşıtlarda olduğu gibi motosikletler de tüm manevralar, hızlanmalar, frenlemeler zemine lastikler ile aktarılıyor. Dolayısıyla lastik seçimi Dylanda da çok önemli bir konu. detaylar

Uçan motorcudan rekor yükseklik ve mesafe!

Uçan motorcudan rekor yükseklik ve mesafe!

Rekor yükseklik ve mesafe! Motosiklet 95 metre yüksekliğe çıkıp 85 metrelik mesafeyi uçtu. detaylar

4 Nisan Pazar OMM A.R.A. Teori Eğitimi İzlenimlerim

4 Nisan Pazar OMM A.R.A. Teori Eğitimi İzlenimlerim


Hayatonda ekibi olarak OMM A.R.A.’nın 4 Nisan Pazar Günü saat 11:00-16:00′ arasında ücretsiz düzenlediği İleri Sürüş Teori Eğitimi’ne katıldık. detaylar

Motosiklet tek kişilik oldu!

MOTORLU taşıtların trafik tescil belgeleri, AB uyum çalışmaları kapsamında yenileniyor.

Eski tescil belgelerinde sürücü hariç taşınacak yolcu kapasitesinin yazıldığı “İstihap Haddi” bölümü, yeni belgelerde sürücü dahil “Koltuk Sayısı” olarak yer aldı. Yeni belgeler hazırlanırken, eski belgelerdeki bilgiler aynen yazılınca motosikletler tek kişilik oldu. detaylar

Honda Dylan Hakkında Herşey 1 (Egzoz Sorunu)

Honda Dylan Hakkında Herşey 1 (Egzoz Sorunu)

  Merhaba !!! Sitemizin kuruluşunun temel kaynağı olan Dylan ile ilgili olarak; gerek araştırmalarımı gerekse tecrübelerimi gözönünde bulundururak çeşitli konuları barındıran ve Dylan almak isteyenlerin, kullananların, sevenlerin ilgisini çekeceğini düşündüğüm bu bölümü olurşturmak istedim. Yazmaya vakit  bulduğum sürece farklı konulara değineceğim  bu bölümde, elimden geldiğince objektif bir şekilde Dylanın artılarını, eksilerini, güzelliklerini, çirkinliklerini, sorunlarını, sorunsuzluğunu anlatmak gayretindeyim. Okuyanlara ufakta olsa birşeyler katabilirsem kendimi amacıma ulaşmış olarak hissedeceğim. Şimdiden herkese teşekkür ederim.

    Evet değinmek istediğim ilk konu egzoz… Dylanın en büyük sorunu olarak gördüğüm konu olduğu için açılışı bu konu ile yapmak istedim… Neye göre olduğunu tespit edemediğim bir şekilde, içindeki tellerin kopmasından dolayı, kimi Dylanlarda  3-4 kere değişen, kiminde hiç değişmeyen parça… Ben şansızlar sınıfının üyesi olarak yaklaşık 40.000 kmdeki motorumun 3. egzosunu kullanmaktayım. En sonuncusunda uzunca bir zamandır sorun yaşamama karşılık hala yaşamayacağımın garantisini kendi kendime veremiyorum. Kendimce geliştirdiğim “Ee ben yaz kış biniyorum ondan oluyor, su görmeyen egzozda olmaz.”  ya da “Ben çok uzun yol yapıyorum. Motor yüksek sıcaklıklara çıkıyor. Sakin kullananlarda olmaz.” gibi teorilerimin tamamı boşa çıkmıştır. :) Lakin benle aynı şekilde belkide daha zorlu şartlarda kullanılanların da hiç sorun çıkmadığına da tanık oldum.  Garanti bitene kadar Honda tarafından değiştirilen egzoz garantinin bitmesi ile sizin bu motordaki tek sıkıntınız oluyor.
   

   Gelelim çözüme… Farklı bütçe tiplerine göre farklı çözümlerin en başında ve en güzeli olan, farklı markalarda, Dylana uygun ve performans diye tabir edilen ancak benim için sorunsuz ve şık olmanın ötesine geçemeyen egzozlardan birini almak. Bunların başında Leo Vince ve Ixil geliyor. Leo Vince; aşağıdaki fotoğrafta da görüldüğü şekilde, beraberinde gelen ağır ve hafif varyatör bilyaları ve orijinal bağlantı borusu ile 600 lira civarında. Diğer tercih Ixil ise sizin uygun bir bağlantı borusu bulmanız şartıyla 450 lira civarında bir fiyata sahip. Bulmanız şartıyla diyorum çünkü yanında herhangi bir parça verilmiyor. Sadece tüpü alıp gerisi sizin veya ustanızın yaratıcılığına kalmış. Bu iki markanın haricinde başka hiçbir marka olmaz diye bir şey yok tabiki. Ancak gerek markaların kendi internet sitelerinde, gerekse çevremde gördüğüm-duyduğum kadarıyla Dylana özel başka marka yok. Ama dediğim gibi başka marka motorların orijinal egzozlarını yaratıcılığın gücü ile Dylana uyarlayanlar var. :)
 

 

   Diğer bir çözüm ise mevcut sorunlu egzozu herhangi bir sanayi sitesindeki egzoz tamircisine götürdükten sonra durumu anlatmak ve sonucu ustanın yeteneğine bırakmak. :) Sesin geldiği yeri ufak bir ameliyat ile açıp, içerde kopuk olan tellerin kaynatılmasının ardından geri kapatmak suretiyle operasyonu tamamlayabilirsiniz. Bu işleminde maliyeti kopan tellerin miktarı ve ustanın işçilik kalitesine bağlı olarak 30-100 lira arası.  Sonucu ustanın yeteneğine bırakmak dedim çünkü önemli olan şey her ameliyatta olduğu gibi mümkün olan en küçük kesik ile tedaviyi gerçekleştirmek ve estetik bir şekilde açık yeri kapatmak.  Gerçi hernekadar egzoz üzerindeki parlak, koruyucu parça kötü görüntüyü kapatsa da Dylan kullanıcısı için estetik önemli birşeydir.  :)
  

   Sonuç olarak eğer bir Dylan sahibiyseniz ve garantiniz bittikten sonra egzozunuzdan şıngırtılar geliyorsa yapabileceğiniz düşük maliyetli işlem anlattığım şekilde tamir olacaktır. Benim edindiğim tecrübelerde tamir işleminin ardından birdaha sorun tekrarlamadı ancak bu kesinlikle tekrarlamayacağı anlamına gelmiyor tabiki. Başka marka yeni bir egzoz almak ise kesin çözüm olarak görünüyor. Çözümlerden hangisine başvurulacağına son noktada bütçe ve sizin yaratıcılığınız karar veriyor. Ancak kesin olan bir şey varki orijinal egzoza 850 lira verip almak yapılacak en mantıksız iş olacaktır. :)

YouTube Preview Image

Serkan IŞIK
hayatonda.com

Piaggio Beverly 500

Piaggio Beverly 500

Merhabalar

Yaklaşık 2 ay önce 2006 model bir Beverly 500 almıştım yaklaşık 2500km yol yaptım ve izlenimlerimi paylaşmak için belki erken bilemiyorum ancak bir şeyler yazmak istedim.

Tasarım

Beverly’yi ilk gördüğümde bu kadar pahalı bir motorun ön tarafının nasıl oldu da bu kadar tipsiz yapılabildiğini düşünmüş durmuştum ancak zamanla bu algım tam tersine dönerek ön ve far tasarımının en iyi şekilde ve kusursuz yapıldığını fark ettim. Motosiklete sahip olmadan önce sürekli takip edip duruyordum 1 iki seferde kısa kullanım tecrübelerim olmuştu. Şunu söyleyebilirim ki beverly’e uzaktan bakmak ayrı şey, sahip olmak bambaşka bir şeymiş.

775mm Sele yüksekliği orta boylu bir insanın bile güvenli bir şekilde ayaklarının yere basmasını sağlıyor belki biraz daha yüksek olsaydı kuru ağırlığı 190 kg olan bu motoru kontrol etmek zor olabilirdi.

Sele altı saklama kapasitesi geniş bagaj hacmine ihtiyaç duyanlar için yeterli değil bir şekilde iç hacim daha da artırılabilirdi, ancak sele altındaki çakmak gözü ve aküye ulaşımın sadece küçük bir vida uzaklığında olması sizi gerçekten mutlu ediyor. Sele altındaki aydınlatma sayesinde de az da olsa içindeki eşyaları karanlıkta görebilmeniz sağlanmış. Arkaya ortalama. 45Lt bir çanta takarak kask ve diğer eşyalarınızı sığdırmanız çok daha makul. Ben çantalı scooter kullanmayı daha çok sevdiğimden sele altı kapasitesinin yetersiz olması bir dezavantaj sağlamıyor.

Sele hem sürücü hem de artçı için oldukça rahat dizayn edilmiş, beverly’ye artçı olduğumda şuana kadar test ettiğim en geniş ve konforlu bir motosiklet selesi olduğunu fark ettim. Uzun yolculuklarda rahatsızlık vermeyecek şekilde tasarlanmış.

Beverly 500 de tasarımda hoşuma giden en güzel özelliklerden ikisi şüphesiz benzin almak için durduğumda motordan inmemin gerekmemesi ve torpido gözünün işlevselliği… Rahatlıkla açılıp kapanabilen torpidoyu açtığınızda sağda ve solda eldiven, evrak ve küçük eşyalarınızı ( mesela disk kilidi ) koyabilmek için bir alan mevcut. Yine torpido kısmında benzin deposunu ve seleyi açan düğmeler var. Sele altı istenirse torpido gözünü açmadan da sol gidonun altındaki elektrikli düğmeden açılabiliyor.

Beverly’nin gidonu ilk kullanışta belki ağır gibi gelse de ben hemen adapte oldum motora alışmam 1 hafta kadar sürdü diyebilirim ama alıştıktan sonra eski motorum Honda Dylan kadar rahat kullanmaya başladım. Gösterge panelindeki en büyük 2 eksik, 500 lük bir motorda olması gereken devir göstergesinin olmaması ve dijital ekranın sadece saati göstermesi. Dış ortam sıcaklığını gösterseydi hiçte fena olmazdı.

Motorun ağırlığı dışarıdan bakıldığında fark edilmese de kullanırken ağırlığını hissediyorsunuz hafif eğimli bir yolda eğer durup biraz geri gitmek isterseniz bunu yapmanız mümkün değil. Motorda el freninin olmaması da bence eksiklerinden bir tanesi. Eğer fazla güçlü değilseniz sıkışık trafikte gerçekten zor durumda kalabilirsiniz. Motordan inip motoru ittirmeye çalışmak ise ayrı bir risk oluşturabilir eğer eğilimi bir tarafa daha fazla verirseniz motoru yan yatırmanız içten bile değil.

Tasarım bence bir motordaki en önemli faktörlerden bir tanesi, İtalyanlar bu işi gerçekten iyi biliyorlar yine hayran kaldığım ve her fırsatta söylediğim bir özelliği var, Motor grenajının yanlarındaki sert plastik levhalar motora estetik bir görünüm katmalarının yanında bir o kadar da işlevsel özelliğe sahip. Eğer motor yanlışlıkla elinizden kaçırıp yan yatırırsanız ki hepimizin başına mutlaka gelmiştir, motorun grenajlarına hiçbir zarar gelmiyor. Tüm baskıyı o yan sert plastikler üstleniyor ve motorun grenajlarının yerle teması engelleniyor. Bu sayede motorunuz yan yattığında grenajın kırılmadığı gibi tek bir çizik bile meydana gelmiyor. Eski motorum Dylan’da bunu çok yaşıyordum. Örneğin yan ayaklığı açtığımı sanıp motoru bıraktığımda yana yatıveriyordu ve ilk başta ön cam kırılıyordu sonrada çamurluğun önü, yan grenaj ve ona bağlı parçalar ya kırılıyor ya da can sıkıcı çizikler oluşuyordu. Parçalarda pahalı olduğundan değiştirmeden o şekilde binmek zorunda kalıyordunuz. Beverly 500 ü ilk aldığımda durduğum yerde iki kere çok hafif yan yatırdım ve ikisinde de bir en ufak bir hasar vede tek çizik dahi almadım. Bu parçalar olmasaydı şuan sağ ve sol granajları değiştirmek zorunda kalabilirdim.

Aynı şekilde aynalarda içe doğru kapanacak şekilde ayarlanmış aralardan geçerken olası bir çarpmada aynalar içe kapanıyor ve hiçbir zarara uğramadan yolunuza devam edebiliyorsunuz.

Motora uzaktan baktığınızda 500cc lik bir motor izlenimi vermiyor ama biraz yaklaşıp incelediğinizde aslında büyükçe bir yapısı olduğunu anlayabiliyorsunuz, Motoru çalıştırdığınızda çıkardığı ses zaten size ne kadar da güçlü bir motor olduğunu anlatmaya yetiyor.

Ön lastik : İç lastiksiz 110/70-16″, Arka Lastik : İç lastiksiz 150/70-14″ Büyük tekerlek çapları sayesinde çukurlardan etkilenmiyorsunuz, geniş arka lastik yüzeyi gücün yere doğru orantılı akması için tasarlanmış olmalı. Ancak süspansiyonlar bana epey sert geldi. Belki doğru bir amortisör ayarı gerekiyor.

Kullanım ve Yoldaki Durumu

“Yolda kendimi bir alsan gibi hissediyorum” desem sanırım abartmış olmam. Gazı açar açmaz trafiğin arasından sıyrılıp sizi birkaç saniyede güvenli bölgeye ulaştırıyor. Hani belki trafikte küçük motorlar eziliyor diyoruz ya, bu hem motorun görseli ile ilgili hem de o küçük motorların yeteri kadar performansa sahip olamamasından kaynaklı diye düşünüyorum. Honda Dylan bile o kadar performanslı iken onunla yinede arabaların kornaları ve tacizleri ile karşı karşıya kalıyordum. 2 aylık beverly 500 tecrübemde ise ben arabalara ya 1 yada 2 kere korna basmışımdır aynı şekilde arabalarında bana selektör yapıp yoldan çekilmemi isteyecek bir pozisyonlarına düşmedim. Kaldı ki İstanbul’un trafiğinin en yoğun olduğu saatlerde motosiklet kullanıyorum.

Gazı açtığınızdaki ivmelenme sesi modifiyeli bir aracın çıkardığı sese benzer nitelikte çok keyif veriyor. Tüm bunların yanı sıra dengesi ve yola hakimiyeti kendinizi motor üzerinde güvende hissetmenizi sağlıyor. Seleye oturduğunuzda sizi biraz öne atıyor yani altınızdaki bir maxi scooter değil de sanki bir enduro motosiklet havası veriyor. Arkanıza yaslanıp ayaklarımızı uzatayım diyorsanız bu motor size göre değil J. Bence böylesi daha iyi çünkü bu sizi sürekli zinde tutuyor. Motor üzerinde olduğunuzu daima hatırlıyorsunuz. Çoğu kez gazı açıp uzamayı düşündüğümde bir bakıyorum yolun sonuna gelmişim o kadar kısa sürede neredeyse son hıza ulaşıyorum ki bu bazen sahilde 2 trafik ışığı arası mesafe olabiliyor, Neredeyse son hız diyorum çünki henüz uzun yolda test etme imkanım olmadı ama diyebilirim ki sadece işlevsellik , güvenlik açısından düşünürseniz şehir içinde bile kullanılabilecek beklide en ideal scooterlardan biri.

Gazı açtığında 160km hıza eğer yol müsaitse hemen ulaşıyor, 120-140 aralığında bile giderken hızlanmak istediğimde gecikmeden tepki vererek hızımı artırıyor. Bu hızlarda ani fren yaptığınızda önde çift arkada tek disk kombine bir şekilde görevini sorunsuzca yerine getirerek kaymadan sarsılmadan kendini kasmadan kısa sürede güvenle durmayı sağlıyor.

Sanırım bir kere bu hız ve güvenli güce alıştıktan sonra daha küçük motor sürmek bana zor gelir. Motorun üzerindeki lastikler şuan çok sağlıklı olmadığından viraj performansını test edemedim çünki lastiklere güvenemiyorum ancak herhangi bir kayma yada güvensizlik şimdiye kadar sezmedim. Önümüzdeki günlerde lastikleri Pirelli GTS ile değiştireceğim ve o zaman lastik performansı hakkında da yazıma eklenti yapabilirim.

Ek: Uzun yol ve Lastik deneyimi : Sonunda lastiklerimi Pirelli GTS 23-24 ile değiştirdikten sonra motor bambaşka bir yol tutuşuna sahip oldu. Yoldaki bozuk satıhlar ve minik çukurları önemsemeyen viraja girerken kendiliğinden yolun ritmine uyum sağlayan bir motor buldum altımda.. Virajlarda lastiklerin yanak seslerini bile duyuyordum. Hatalı gidon bilyelerimi de değiştirmiştim ve gerek yoldaki gerekse virajdaki performansı neredeyse SS motorları araymayacak şekilde değişti. Lastikler her motorda çok önemlidir bununla birlikte beverly 500’de çok daha önemli olduğunu anlamış oldum.

Motosikletle test için kısa sayılabilecek bir geziye katıldım. http://hayatonda.com/detay.asp?id=174 ve gördüm ki benim aradığım motor bu. Uzun yolda diğer arkadaşlarla aynı hızda gitmek beverly 500 için biraz sıkıcı oluyor ( aslında benim için :=) yetersiz diyelim. 2-3 ayda 3-4bin km kullandım ama hiç gaz açamamıştım ) içinde kusursuzca yolda akmak için bir istek olan Bevery gazı açtıkça gücü yola aktarmayı iyi biliyor. Yalova Bursa yolundaki düzlükte gazı ilk defa sonuna kadar açıp neler olacağını görmek istedim. Sonuç kesinlikle tatmin ediciydi, hiç naz yapmadan 170km/h a kadar ivmelendi. Aynı şekilde tamamen dengeli ve güvenli şekilde durmasınıda bildi. 280km lik yolu 10.5 litre tamamlayarak beni kesinlikle tatmin etti.

Bakım ve Masrafları ve Yakıt Tüketimi

Eminim bir çok kişinin merak ettiği bir soru yakıt tüketiminden söz edeyim. Motosiklette yakıt tüketim konusunda son derece titiz ölçümler yapmaya özen gösteren biri olarak Beverly’nin değişken yakıt tüketimi konusunda şaşırıyorum doğrusu.

Servis kitapçığında 13.5 LT benzin alıyor diyor ama ben depo nerdeyse tam bitikken sonra 12 Lt’den daha fazla benzin aldıramadım. Şehir içi dur kalk yakıt tüketimi maksimum 5.5 Lt’ye kadar çıkabiliyor. Ben hergün e-5’ten trafikte 50km yol yapıyorum ve yer yer 20-30km hızlarda giderken yer yer 160 lara çıkıyorum. Bu aralıkta ölçebildiğim en düşük yakıt tüketimi 4.1LT kadardı. Uzun yolda sakin kullanımda yakıtın 3.5 LT’e kadar inebileceğini kestirebiliyorum. Ortalama olarak yakıt 4.5Lt dersek bence tespitimiz tam yerinde olmuş olur

Bakımları her 6000km’de yapılıyor. En ucuz bakım masrafı 100TL’den başlıyor diyebilirim. Her yağ değiştirmenizde mutlaka yağ filtresinin de değişmesi gerekiyor 1.7 Lt yağ ve yağ filtresi değişimi işçilik ile beraber en uygun serviste 100 TL tutuyor.

Sonuç – Değer Tüketimi

Eğer yukarıda saydığım sürüş, konfor ve güven hakkındaki deneyimlerim beni bu motoru kullanmaya itmeseydi Beverly 500 benim için bir ütopya olarak kalırdı. Yinede diyebilirim ki eğer motoru yaz kış çok fazla kullanacaksanız ve bütçenizde Beverly 500’ün bakım masrafları için yer yoksa , kendinize en fazla 250cc lik başka bir makine alın derim. Ancak şimdi benim altımdan Beverly 500 ü alıp yerine 250 lik örneğin bir Xmax – Xcity yada Beverly 250 verseler motordan zevk alamazdım. Otomatik viteste Bir kere 500lüğün tadını aldığınızda daha aşağısının sizi tatmin etmeyeceğini rahatlıkla söyleyebilirim.

Yol tutuşu, verdiği güven, denge, kusursuz ivmelenme ve üstün frenleme, viraj üstünlüğü, Estetik tasarımı, yola hakimiyet, sürüş keyfi bakım masraflarını gözünüzde oldukça küçültmeye yetecek garantisini verebilirim.

Neden Tercih Ettim ?

Herşeyden önce küçük ebatlara sahip, şık tasarımlı otomatik vites, güçlü bir motor yani beverly 500 benim hep deneyimlemeyi istediğim bir motordu. Hem şehir içinde bolca kullanabileceğim hemde iş ve bazı sebeblerden dolayı uzun yollara çıkabileceğim bir motor arıyordum. Yolun hakkını verebilen gaz açtığımda uzayabilecek yormayan bir motosiklet arıyordum. Ancak maksi Scooter dediğinizde V gidon ayaklarınızı uzattığınız modelleri hem sevmiyor hemde şehir içinde kullanışlı bulmıyordum ( Silverwing, bırgman ) Oysa beverly 500 gerektiğinde uzun yol motoru gerektiğinde şehir içi canavarı olma potansiyeline sahipti. Tasarımı, kalitesi gücü bu motora baktığımda bana “işte benim tarzım” dedirtiyordu ve işte bu yüzden tercih sebebim oldu.

Aldığıma Deydimi & Memnun muyum ?

İlk aldığımda sanırım bana biraz büyük ve ağır geldi gibi dedim, çok dikkatli kullanıyor ve yola tam hakimiyet kurmaya çalışıyordum. Motordan biraz korkmuştum kaldiki 34.000km Honda Scooter kullanmıştım.

Ancak çok değil 1 – 2 hafta kadar sonra motorla bütünleşmeye ve gerçekten büyük keyif almaya başladım ( her geçen günde sürüş anlamında keyfim artıyor ). İşe gitmek ve eve dönmek bile bir hobi ve zevk haline dönüştü. Yolda korkusuzca ilerlemek ne demek bu motorla öğrendim. Beklentilerimin tamamını karşılamasından dolayı doğru tercih ettim ve aldığıma deydi.

Öte yandan, Servis kalitesi yüüznden sıkıntı yaşayabileceğimi ve parça sorunları olduğunda bekletileceğimi deneyimleyerek öğrendiğimde çok fazla üzüldüm. Eski markam HONDA gibi kaliteli servisler beklerken bunu bualamadığıma üzüldüm.

Servis olayını araştırarak daha iyi yerlerle karşılaşacağımı ümid eder, sık değişecek parçalarıda kendi imkamlarımla servisten değilde piasadan temin edip sadece işçilik ödeyerek değiştirirsem sanırım bu da sorun olmaktan çıkabilir.

Yakıtı ise zaten bunca konfora göre 3.5lt – 5.5lt arası ideal sayılabilir.

Hep düşündüm 2.bir motor alıp işe giderken onunla mı gitmeliyim diye ama garajımda Beverly 500 dururken 150cc bir motorla istanbul trafiğine girmeyi tercih etmezdim.

Herkese motoru ile keyif dolu sürüşler dilerim.

Honda SES 150 Dylan

Honda SES 150 Dylan

TEKNİK ÖZELLİKLER

Motor Sıvı soğutmalı 4-zamanlı, SOHC tek silindirli
Motor hacmi (cc) 153
Silindir çapı & strok (mm) 58×57,8
Sıkıştırma oranı 11 : 01
Yakıt sistemi 26mm VK-tip karbüratör
Max güç (ps @ dev/dak) 15.8 / 8500
Max tork (Nm @ dev/dak) 14.2 /7000
Ateşleme Dijital transistörlü elektronik avanslı
Çalıştırma Elektrikli
Şanzıman V-matik
Güç Aktarımı V-kayışı
Boyutlar (UxGxY)(mm) 1940x700x1170
Tekerlekler arası mesafe (mm) 1330
Sele yüksekliği (mm) 795
Yerden açıklık (mm) 130
Yakıt kapasitesi (litre) 9 lt (2 lt yedek dahil)
Tekerlekler Ön 13 x MT2.75 alüminyum döküm
Arka 13 x MT3.50 alüminyum döküm
Lastikler Ön 110/90 – 13 56L
Arka 130/70 – 13 57L
Süspansiyon Ön 33mmlik teleskopik çatal, 88mm esneme aralıklı
Arka Çift amortisörlü salıncak, 75mm esneme aralıklı
Frenler Ön Çift piston kaliperli 220mmlik hidrolik disk, cüruflu metal balatalı
Arka 130mm´lik kampana
Ağırlık 120 kg
Renk seçenekleri Gümüş, Siyah, Mavi, Kırmızı