Kayıp demiryolu

İstanbul’a kömür ve asker taşımak için inşa edilen ancak daha sonra kaybolan Haliç -Karadeniz Sahra demiryolu hattının sırrı çözüldü.

1999 yılında araştırmacı koleksiyoner Mert Sandalcı, katıldığı bir konferansta, Profesör Emre Dölen`in yanındaki kişiyle yaptığı konuşmaya kulak misafiri olur. Konuşmada I. Dünya Savaşı`nda Kağıthane – Kemerburgaz arasında bir demiryolundan bahsedilmektedir. Mert Sandalcı, bir müzayedede “Avrupa`da bir demiryolu” adı altında satın aldığı 12 adet siyah beyaz kartpostal ile Prof. Emre Dölen`in babası Mukadder Dölen`in, 1916 yılında demiryolu hattının yapımı sırasında çektiği fotoğraflar arasında bir bağlantı kurar. Bu siyah beyaz fotoğrafları eline alarak incelemeye çıkan torunu Prof. Dr. Emre Dölen, 83 yıl sonra dedesinin izlerini takip eder. Prof. Dölen, zaman zaman yaşlı insanlara sorarak zaman zaman ıssız ormanlarda kaybolarak hattın izini sürer ve güzergahı baştan sona ortaya çıkarır. Yapılan incelemede kilometre taşları, demiryolunda çalışan işçilerin lojmanları ve ahşap köprülere ait kalıntılar da bulunur. Kağıthane Belediyesi de bu tarihî güzergahı uyandırmak için kolları sıvar. O tarihteki Kağıthane Belediye Başkanı Arif Calban`ın girişimiyle “Kağıthane- Kemerburgaz-Ağaçlı-Çiftalan Demiryolu, 1914-1916” adlı bir kitap basılır. Ardından da Kültür Bakanlığı,  “Düş İstasyonları” adlı bir belgesel film hazırlar.
HAT, KÖMÜR TAŞIMAK ÜZERE KURULDU
I. Dünya Savaşı öncesinde maden kömürünün evrensel yakıt olarak kullanımı yaygın olmamakla birlikte, Osmanlı Donanması`na bağlı savaş gemileri, yolcu ve yük gemileri, buhar makinesiyle çalışan askeri ve sivil fabrikalar, demiryolları ve İstanbul`da 1914`te hizmete girmiş olan Silahtarağa Elektrik Santrali önemli miktarda kömür tüketmekteydi.

I. Dünya savaşının başlamasıyla birlikte Çanakkale Boğazı kapanmış, böylece Akdeniz yoluyla kömür sağlanamaz olmuştu. Almanya ile demiryolu bağlantısı da kesintili olduğu için bu kaynaktan kömür sağlanması da güçleşmişti.  Sonuç olarak elde son kaynak olarak Zonguldak kalmıştı. Deniz yoluyla bu kömürü taşımak için tahsis edilen gemiler zaman zaman karşılaştıkları Rus denizaltı ve savaş gemileri tarafından batırılmış ve bu durum başta Çanakkale olmak üzere demiryoluyla yapılan ulaşımı olumsuz etkilemişti. Diğer yandan da Şirket-i Hayriye, vapur seferlerinde ve çalışan personel sayısında kısıtlamaya gitmişti. İstanbul şehiriçi deniz ulaşımında sıkıntılar başgösterince Şirket-i Hayriye, yeni kömür kaynaklarının devreye sokulması çalışmalarına başlamıştı. Bu amaçla Kilyos`un batısındaki Ağaçlı mevkiinde bulunan linyit kömürü İstanbul`a getirtilerek denenmiş, bu kömürün Zonguldak`tan gelen kömür ile üçte bir oranında karıştırıldığında uygun bir biçimde kullanılabileceği görülmüştü. Ağaçlı linyit havzası, İstanbul Boğazı`nın kuzeyinde bulunan Kilyos`tan başlayıp Terkos Gölü`ne kadar uzanan 25 km`lik bir alanı kapsıyordu.

Askeri hükümet tarafından Şirket-i Hayriye`nin girişimini takiben Ağaçlı`daki kömür ocaklarına el konulmuştu. Ardından da Çiftalan mevkiindeki ocaklar hizmete sokuldu. Böylece Ağaçlı ve Çiftalan ocakları 1915`te işletmeye açıldı. Bu ocaklarda elde edilen kömürün İstanbul`a taşınması için Kağıthane ile Ağaçlı arasında 45 km`lik bir dekovil  (dar hat) demiyolu hattı inşasına karar verildi. Güzergah belirleme çalışmalarının ardından 1 Şubat 1915`te demiryolu inşaatı başladı. Temmuz 1915 başlarında Kağıthane – Ağaçlı hattı işletmeye açıldı. Ardından da 30 Haziran 1916`da Kemerburgaz – Çiftalan hattı tamamlandı. Demiryolunun dört ana istasyonu bulunmaktaydı. Bu istasyonlar Kağıthane (Atıye Sultan Sarayı karşısında Enverpaşa mevkii olarak bilinmektedir), Pirgos (Kemerburgaz), Ağaçlı (İsmail Hakkı Paşa Mevkii) ve Çiftalan`dır.

Ayastefanos (Yeşilköy) Şömendifer Alayı depolarında bulunan ve Almanya`dan temin edilen lokomotif, prefabrik demiryolu ve diğer malzemeler mavya ve sallarla Haliç`e getirilmişti.

Yeşilköy Şömendifer Alayı tarafından işletilen hattın günlük kapasitesi sekizer vagonlu yirmidört çift katardı. Hat üzerinde günde ortalama 960 ton kömür taşınmıştı.
NAM-I DİĞER “BANYO TRENİ”
Terkos Pompa İstasyonu ile Karaburun arasında çalışan dekovil, kömür taşımanın yanı sıra yaz aylarında personel ve ailelerini denize götürüp geri getirmiştir. Bu nedenle trene “banyo treni” adı verilmiştir.

Dekovil, 1920`li yılların sonunda, önce Kemerburgaz`dan Ağaçlı ve Çiftalan yönlerine gitmeye başlamış; bir müddet Kağıthane – Kemerburgaz arasında Silahlı Kuvvetler için çalıştıktan sonra 1950`lerin başında da lokomotif ve vagonları hurdaya çıkarılmıştır. Böylece demiryolu ömrünü doldurmuştur.

Katarlardan geriye izi bile kalmayan dekovil hattının, ray ve traverslerinden göz önünde olanlarını hurdacılar ve göçerler götürmüştür. Daha sonra hattın orman içindeki bölümü de sökülmüş, ahşap köprülerin son görevleri de orman işçilerini ısıtmak olmuş.
Artık günümüzde Kağıthane-Kemerburgaz arasındaki hattan hiçbir iz yok. Kemerburgaz -Ağaçlı üzerinden geçen karayolu nedeniyle bu bölgedeki bütün izler de silinmiş. Bugün bütün ahşap köprülerin ortadan kalkmış olmasına karşın, Kemerburgaz – Çiftalan güzergahının ray izlerine Belgrat ormanı içinde rastlamak mümkün.

TURİZMCİLERİN YENİ GÖZDESİ
İstanbul`a kömür ve asker taşımak için inşa edilen ancak daha sonra kaybolan Haliç-Karadeniz Sahra Hattı, turizmcilerin yeni gözdesi oldu. İstanbul`a gelen çok sayıda turist, rehberler eşliğinde kayıp hattı geziyor. Bu ilginin sonucu olarak belki de çok yakın bir gelecekte, insanların geçmişten geleceğe köprü kurabilecekleri Sad-abad Mesiresi`nden başlayıp Karadeniz`e çıkan eski-yeni, aynı zamanda da nostaljik bir demiryolunun temelleri atılmış olacak. Tarihi Kağıthane Treni`nin fikir babası Kağıthane Belediyesi`nin 13 yıllık basın müşaviri Hüseyin Irmak, “Dünyada iki tane kalan Alman yapımı bu lokomotiflerden birinin izini Amasya`da bulduk. Diğeri Latin Amerika`da ama ona ulaşamayan Almanlar, Amasya`daki lokomotifin peşinde” diyor. Kağıthane Belediye Başkanı Fazlı Kılıç, projeyle ilgili şu bilgileri veriyor: “Silahtarağa`dan başlayarak Kağıthane üzerinden Karadeniz`e çıkan dekovil hattının yeniden kurulması bir İstanbul projesidir. Her vagonu rengarenk bir trenin Haliç`ten başlayıp Sad-abad`ı boydan boya kat ederek Kemerburgaz ormanlarından Karadeniz`e çıkmasıyla Haliç Karadeniz`e bağlanacaktır.”

Yazar

Hayat Onda!

Motosiklet Kültürü ve Gezileri üzerine yazılar yayımlanan, üyelik için yaş, motor markası, cinsi vs. sınırı olmayan üyelerinin birbiri ile dostça paylaşım içerisinde olduğu elit internet sitesi.

Hayat Onda!