İstanbuldere

İstanbul’a çok yakın ama bize bir o kadar uzak İstanbul Deresi… Modern hayatın bize dayattığı hızlılıkta yaşarken durup, arkadan gelen ruhunuzu beklemek için bir başlangıç yapmak isterseniz İstanbul Deresi’ndeki yürüyüş parkuru ve Sapanca Gölü tam size göre…

Batılı bir grup araştırmacı, bir Kızılderili kabilesiyle yolculuğa çıkar. Çantalarını sırtlanmış yabancılar gidecekleri yere ulaşmak için ormanda heyecan içinde ilerlerken, kabileyi de sürekli hızlı olmaları yönünde uyarırlar. Kızılderililer ansızın durur. Bir profesör aceleyle yanlarına giderek “Niçin durdunuz?” diye sorduğunda, şef, “Ruhlarımız geride kaldı, onları bekliyoruz.” der.

Belki de hepimizin unuttuğu; mekanikleşmiş hayatın içerisinde ruhumuza aldırmadan son hızla giderken yolun amacını bile unuturuz. Sonuna geldiğimizde ruhumuz bize yetişemez, bizimle hareket edemez olmuştur. Peki neden ve nereye bu yolculuk? Küçüklüğümden beri hep ilgi duymuşumdur doğaya. İzlediğim filmlerde yanlışlıkla ormana düşen çocuklara imrenerek bakmışımdır. Bu hasretimi bir nebze de olsa hafifletmek için Sapanca’da Erdemli köyüne bağlı genellikle yürüyüş yapmak, bol bol oksijen almak ve en önemlisi de ruhunu beklemek isteyenlerin mekânı olan İstanbul Deresi’ne düşüyor yolumuz. Ağaçlarını genellikle tanımadığım, bana yabancı olan ormanın, belli belirsiz yolunda, telaşsız, dingin ama huzursuz ilerlerken yaptığım en önemli yolculuklardan biri olduğunu fark ediyorum. Bu iç yolculuğuma kestane ağaçlarını, kurumuş yaprakları ve şelale sesini de ortak ediyorum. Yabancıyım ormana, kendime… Arayış yoruyor gözlerimi, iç sesimi dışsallaştırıp soruyorum kendime: Nereye?

Şehirde bıraktığım ruhumu bu ormanda bekleyerek bulma niyetindeydim. Bu belki hemen olacak belki de yıllar sürecek. Ama beklerken hiç değilse ormana yakınım, hiç olmadığım kadar yakınım kendime. Ruhum ve bedenim arasında kurmam gereken denge, buydu gerçek olan, ağaçlar, hazan yapraklarının çıkardığı sesti gerçek olan, bendim sahte olan, bendim ben olamayan.

Zaman kavramının hiç var olmadığını düşünüyorum bazen, soyut olaylar akışına zaman diye isim verilmiş, insanları bir şekilde kendi içine hapsetmiş. Yaşamımı inşa ettiğim tüm temeller sarsılıyor yerinden, zaman bunu sarsıyor derinden; ki bu bir başlangıç diyorum… Bedenimizin yaşaması için ruhumuzun ölmesi gerekmiyor!

Yolda gördüğüm Yavaşla tabelalarına bile aldırmadan, son süratle ilerleyen bir yolculuktu İstanbul Deresi… Bu hızlandırılmış zaman içinde artık; geride bıraktığım ruhumu, durup, kalan kısmıyla geri toplamak, eğer hâlâ peşimdeyse.

Yolculuklarda; yolculukların getirdiği değerleri hayatıma yerleştirmeyi ve bunlarla zenginleşmeyi öğreniyorum. Gezilerle hem kendinize hem de doğaya ufak bir yolculuk yapabilirsiniz! Çok hızlı ilerlemeden…

Nasıl gideriz?
T.E.M. otoyolu SAPANCA gişelerinden çıktığınızda Sapanca – Adapazarı yönüne ( sağa ) doğru yolu takip ederseniz kısa bir süre sonra SAPANCA girişindeki köprü başı mevkiinde bulunan Trafik Işıklarına ulaşacaksınız. Trafik ışıklarından 50 metre sonra sağa dönen ilk yolu ( Kader Market Yanı ) takip ederseniz İstanbul Deresi’ne ulaşacaksınız. Yol boyunca İstanbul Dere tabelaları size yardımcı olacaktır.

Adresi: İstanbuldere Köyü, Sapanca / Sakarya
Telefonu: 0264 582 6739
Mekanın web adresi:
http://www.istanbuldere.net

[mappress]

Yazar

Hayat Onda!

Motosiklet Kültürü ve Gezileri üzerine yazılar yayımlanan, üyelik için yaş, motor markası, cinsi vs. sınırı olmayan üyelerinin birbiri ile dostça paylaşım içerisinde olduğu elit internet sitesi.

Hayat Onda!