Evcik Plajı – Çatalca
Evcik Plajı 9-10 kilometrelik, hiçbir yapılaşma olmayan bir kumsala sahip ve Peribacaları’nı andıran etkileyici bir kıyı oluşumu var. Çatalca’ya biçilen günübirlik turizm rolünün değerlendirilmesi ve Çatalca’ya gelen turist sayısının artırılması çalışmaları doğrultusunda düzenlenen Karacaköy Mahallesi Evcik Plajı, hafta sonları ziyaretçi akınına uğruyor.
Hafta sonlarını fırsat bilerek, yeşilin ve mavinin kucaklaştığı Evcik Plajına gelen ziyaretçiler, yeniden düzenlenen ve temizlenen Evcik Plajında hafta sonlarını güzel bir şekilde değerlendiriyorlar. Çatalca Evcik plajında bir bot ve Çatalca Belediyesi bünyesinde çalışan 3 cankurtaran da denize giren vatandaşların güvenliğini sağlamak ve boğulma olaylarının önüne geçmek için gün boyu nöbet tutuyor

No url attribute defined!
Karadeniz den Silivri nin batısına kadar uzanan Anastasios Suru Bizans İmparatoru Anastasios tarafından yaptırılmış ve sur Avrupa yönünden gelecek düşman saldırılarından İstanbul u korumak amacıyla inşa edilmiştir.
Kendisinden beklenen görevi pek yerine getiremeyen bu müdafaa hattının tarihlendirilmesi hususunda da bir birlik sağlanamamıştır. İstanbul un takriben 65 km. batısındaki bu uzun Sur, Silivri yi de içine alarak Marmara Denizinden Karadeniz sahilindeki Evcik İskelesine kadar 45 km.lik bir hat boyunca uzanır.
Bugün surdan geriye kalan parçalar oldukça harap vaziyette bazı yerlerde temel kalıntıları halinde ve bazı kesimlerde temel taşlarının sökülmesiyle meydana gelmiş bir izden ibaret olup kimi yerlerdeki kalıntılar üzerlerini örten sık çalılıklardan dolayı fark edilmemektedir. Surun kalınlığı 3 – 4 m arasında olup, batı cephesinde 10 m. kadar dışarı taşan yuvarlak kulelere sahip olduğu, kapıların arkasında genellikle 20 x 30 m. boyutlarında avlular olduğu ve bunların köşelerinde kuleleri bulunduğu, doğu cephesinde ise bazı mahallerde etrafları ayrıca sur ile çevrilmiş, tehlikeli noktalara ya da kulelerin muhafazasına sevk edilecek kuvvetleri barındırmaya mahsus büyük ordugahlar mevcut olduğu vaktiyle yapılan incelemelerden dolayı bilinmektedir.
Anastasios Suru nun güzergahı Silivri de Kargaburnu ile Semirkum denelin mevkiler arasındaki tepenin batısından başlar. Bu hususu deniz içinde hala görülebilen temel kalıntıları da doğrulamaktadır. Sur başlangıç noktasından itibaren Çamurlu Derenin doğu kenarını izleyerek E-5 karayoluna kadar uzanır. Buradan Yapağca ve Alipaşa köylerinin batısından geçmek suretiyle Yapağca – Fener yolunun Küçükkılıçlı köyüne ayrılan sapağına varır. Bundan sonra Fener yolunun doğu kenarı boyunca uzayarak Çilingirtepe ye ve 245 metre yükseklikteki bu tepe üzerinden geçerek Karanlık ayazma denilen mevkiye ulaşır. Buradan da, düzgün bir hat takip ederek Gümüşpınar köyünün ve Ferahtepe nin doğusu istikâmetinde ilerler ve Terkos Gölüne ulaşan Karamandere üzerinden geçerek Karacaköy de Karadeniz sahilinde ulaşır.
Bütün civardaki köylerin taş ihtiyacı bu surdan karşılanmış ve bazen temel taşları dahi sökülerek kullanılmıştır. Kurfalı köyünün kuruluşu tamamen bu surdan elde edilen malzeme sayesinde gerçekleştirilmiştir. Bundan başka bölgedeki yol inşaatlarında da malzeme olan bu surun güney kesimi tamamen ortadan kalkmıştır. Karadeniz e yakın kısımlarda kalan bazı parçaların da kısa zamanda tamamen ortadan kalkacağı ve bu suru bulabilmek için temel izlerini aramak gerekeceği anlaşılmaktadır.
Surun imparator I. Leon ( 457 – 474 ) ve Zenon devrinde ( 476 – 491 ) mevcut olduğunu gösteren kaynaklar bulunmasına rağmen Anastasios Suru olarak adlandırılması 507 – 512 yılları arasında gerçekleştirilen büyük inşaat sebebiyledir ve bu sırada surun yeni baştan yapıldığı tahmin edilmektedir.
Surun şehri korumak dışında başka görevleri de vardı. Bunlardan biri şehre dışardan su getiren tesisleri ve su kaynaklarını korumaktı. Diğer bir görevi ise şehrin ihtiyacını karşılayan geniş tarım arazisini kontrol altında bulundurarak saldırı ve yağmaların önüne geçmekti. Bu hususlarda da surun pek etkili olduğu söylenemez. XI. yüzyıldan sonra tarihi kayıtlarda anılmaması da bu surun artık kendi haline terk edildiğini gösterir. XI. yy.dan beri kaderine terkedilmiş olan Anastasios Suru, depremlerle ve daha sonra köy ve yol yapımında malzeme olarak kullanılması suretiyle günümüze bazı kalıntılar halinde gelebilmiş ve tamamen yok olmasına az bir zaman kalmıştır.
