Yeni Motorlarımızı Kutladık
Bu akşam Faik abinin yeni motoru Transalp ile Servet`in B500 motorlarını Maltepe`de kutladık.
Sürprizlerle dolu bir geceydi arkadaşlar adınıza çok sevindik. Motorlarınızı Hayırlı güzel günlerde ve sevdiklerinizle beraber kullanmanız dileğiyle
İstanbul – Bodrum Gezimiz
…
Bir kaç haftalık plandan sonra bu sene ( 2008 ) motorla Bodrum’a gitme
planlarımızı gerçekleştirdik. Toplamda 1600km süren bu yolculuk bize unulmaz bir
yol deneyimi ve tecrübe kazandırdı. İşte eksiğiyle fazlasıyla o gezimiz.

İstanbul’dan Pendik – Yalova hattı deniz yolundan geçtikten
sonra Saat sabah 9:00’da Yalova’dan yolculuk başladı. İlk durağımız Balıkesir
girişindeki tesislerdi. Burada 45 dakika kadar dinlendikten sonra yola devam
ettik.


Arka çantanın yükleme sınırı 5 kg olmasına rağmen 25 kg kadar
yükleme yaptım. Maşallah birşeyde olmadı. Geri kalan eşyalarımız ise sele
altında ve Ayaklarımda bir çanta dolusu eşya Dylan full kapasite görevini
başarıyla üstlendi.
…

İkinci durağımız Aydın yakınlarında bir tesisti. Buraya kadar
toplam 500km yol yaptık. Burada da biraz dinlenip yola devam ettik. Dylan’ın
performansı son derece yerindeydi ortalama 100 – 110km/hız aralığında yolcuğumuz
devam etti.

…

..Aydın’a ulaştık. Buradan Bodrum’a çok az bir yol kalıyor ancak
biraz yorulmuşuz hazır burada üniversite okuyan küçük kardeşimizi ziyaret
etmişken o geceyi Aydın’da geçirme kararı aldık ve sabah erkenden Bodrum’a doğru
kaldığımız yerden yol aldık.



…ve sabahın ilk saatlerinde Bodrum’dayız.. Hemen önceden
rezervasyon yaptığımız otele gidip dinleniyoruz.


..Dinlendikten sonra daha önceki senelerde ziyaret ettiğimiz
koyları merak ediyor ve motora atlayıp nasılsa Gümbet’i daha sonrada gezeriz
diyerekten Bitez’e gidiveriyoruz. Minibüs bekleme derdi yok. Motor =
Özgürlük.. Motosikletle Bodrum’da olmanın tadı başkaymış.









..akşam oldu bile gecelere akma vakti.




..motorsuz Bodrum çekilmez diyenlere kiralık scooterlar :)

.. aman dikkat gece havuza girmek yasak.

Motoru otelin bahçesine sıkı sıkı bağlıyorum.

birde kontrol ediyorumki İstanbul’a yayan dönmeleyelim :)

yeni bir bodrum sabahı çevreyi keşfetmek ve etrafın tadını
çıkarıp denize girma zamanı…


Bu esnafla 2005 te Bodruma gelişimizde tanışmıştık, 2008’de bizi
gördüğünde tekrar hatırladı :)



Bir müze kart ile istediğiniz kadar yer gezebiliyorsunuz çok
faydalı tavsiye ederim.

Sanatsal pozlarımızıda verelim ( Çok vakit harcadım burada foto
çekmek için söyleyeyim :-p )






On numaralı balış ;)


bu montu çok beğendim hiç deri montum olmamıştı Ne kadar ?
-Nee %50 indirimli mi ? Tamam alıyorum :) Nasıl yakıştı ama dimi !

öhöm öhm.. Kıskanmıyorum.






çok beyazım ne yaparsam yapayım yanmıyorum yaw (60 faktör güneş
kremi )

Kazadan kalma diz kapağı izlerim ve 2 defa ameliyatla yerine
getirilen omzumla savaş gazisi gibiyim.

2005’te kaldığımız Otel









..bir gün için fazla yürüdük. yoruldum


evet duam kabul oldu ve niyahet hava karardı. Oteldeki güzel
yemeklerden sonra bi güzel uyu iy gelecek
…
Sonunda dönüş anı geldi çattı. Alışverişi biraz abartmışız
motora sığdıramadık ve bi takım eşyaları otobüsle eve gönderdik.



Yine ilk olarak Aydın’da mola verdik. Sonra oradan İzmir’de bir
arkadaşa uğramak için durduk. Fakat sohbet biraz uzayınca geç saatte İstanbul’a
dönmek istemedik. Geceyi İzmir’de geçirdikten sonra ertesi gün 12 gibi hareket
ettik. Geze geze giderken Bursa’da yağmura yakalandık. havada kararmıştı. Bursa
ile Yalova yolcuğu çok yorucu geçti. Hem büyük camdan ötürü önümü göremiyordum
hemde yağmurlu ve kaygan yerler yolu iyice çekilmez kılıyordu. Ne olursa olsun
gece yolculuğu yapmayacağıma söz verdim. Feribota bindik ve Pendiğe geldik.
Döndüğümüzde Dylan maşşallah ona kalsa aynı yolu hemen bir daha gider gelirdi
ama biz yorulmuştuk. Büyük cam çok faydalı oldu hiç rüzgar almadık. Bu geziyi bu
senede tekrarlardık ama artık bir bebeğimiz var :) Motoruda sattım. Artık bundan
sonraki maceramız ne olur zaman gösterecek.
Riva Gezisi ve Mangal Partisi Yaptık
21 Haziran Pazar günü Kozyatağı Carrefour önünde buluşarak 2. köprü yolu, kavacık üzerinden Riva deresine gittik. Güzel ve keyifli bir gündü. katılımcı arkadaşlara teşekkür ederiz. Yeni bir gezide buluşmak üzere..
Buyrun gezi fotolarımız;
Keramet Gezisi Mart 2009
Bu pazar mükemmel vakit geçirdik. Dönüşte hepinize hediyeler getirdik. Birazdan Kemal gelince dağıtıcaz Gezimizin sürpriz katılımcıları Güneş`e güzel ve yağmursuz ılık havaya teşekkür etmeden geçemeyeceğim. Biz bugun kar da olsa fırtınada olsa razıydık kaderimize. Cesaretimiz güzel ve ılık bir günle ödüllendirildi.
Ama yinede helal olsun Honda’ya Dylan bugun çok asiydi. Uzun zamandır sıkılmış istanbul’dan. yağ gibi yolları görüne yer yer dayanamadı dizginlerimi serbest bırak dedi. Kıramadım Gidişte Orhangaziye inerken ibre sona geldi.
Kurtköy Viaport’ta Toplandık
Katılımcılar : Ramazan, Kunt, Deryali, Sözer, Erdoğan, Servet, Coskun, Serkan, Zeki…
Pendik köprüsünde saat 19:00 gibi buluşuyoruz, Orman yolundan Aydos`a çıkıp Kurtköy`deki ViaPort`a gidiyoruz burada vakit geçirdikten sonra aynı yolu kullanarak
Gözdağında nefes alıyoruz.
Buluşma saati taleplere göre değişebilir. Karşıdan gelecek arkadaşlar köprüyü geçtikten sonra e-5�e girip Pendik köprüsünün üzerine çıkacaklar orası buluşma yerimiz olacak. Herkes geldikten sonra birlikte gideceğiz.
Buluşmadan fotoğraflar
Ağva Kaçamağımız
Son anda karar vererek yağmurlu bir pazar sabahı Ağva`ya doğru çıktık yola… İyiki de çıkmışız çünkü bu yol serin bir İstanbul sabahında başlayıp muhteşem Karadeniz köylerinin içersinden geçerek bize unutulmaz bir Pazar günü yaşatacaktı. Nitekim öyle de oldu. Durduğumuz ilk köyde halikulade bir kahvaltı ve sıcak sohbetlerle ilk durağımızı geçirdikten sonra kıvrıla kıvrıla geçeceğimiz yollar bizi bekliyordu.
Motorlarımızın hızını en fazla 70km/h`ye ayarladıktan sonra yolun tadını çıkarmaya başladık. Derken güneş bulutların arasından yüzünü gösterdi. Aslında ortam ve yaptığımız şeyler o kadar güzeldi ki biz yağmurla da dost olmuş ona alışmıştık. Yani razıydık o havaya… Bizim bu fedakarlığımızı duyan doğa bize cömertkarlığını güneşiyle sundu.






Ağva yolu üzerinde bize rehberlik eden Faik abimiz çevreyi tanımamıza oldukça faydalı oldu. Yoldan geçerken bize güzellikleri fark ettiren abimiz o güzellikleri daha yakından görebilmemiz için motorlarımızı ve bizi bolca dinlendirtti. Yol hiç bitsin istemiyorduk ve derken Ağvaya geldik..
Deniz fazla dalgalı idi. Tekrar koyulduk yola Sahil şeridinden Şile yoluna girdik. Şahsen Ağva`dan çok yol üzerindeki bakılmaya doyulmayan kasabalardan etkilendim. Ortak karar vererek beğendiğimiz en güzel koyda durarak deniz molamızı verdik. Çok geç olmadan Şileye doğru yine kıvrıldık..

Şile`de teknede nefis bir balık ve ardından da güzel bir kafede yer minderlerinde dondurmalarımızı yedikten sonra İstanbul`a doğru yola çıktık. Trafik o kadar yoğundu ki neredeyse İstanbul`a kadar kuyruk vardı. E tabi motorlu olmanın nimetlerinden bir tanesi de bize trafiğin her zaman açık olması idi :) Gerek gidiş gerekse dönüş yolumuzdaki güzellikleri yaşamamıza vesile olan Faik abiye ve geziye katılan Sözer ile sevgili eşim ve kendime teşekkür ediyorum… :)
Piaggio Beverly 500
Merhabalar
Yaklaşık 2 ay önce 2006 model bir Beverly 500 almıştım yaklaşık 2500km yol yaptım ve izlenimlerimi paylaşmak için belki erken bilemiyorum ancak bir şeyler yazmak istedim.
Tasarım
Beverly’yi ilk gördüğümde bu kadar pahalı bir motorun ön tarafının nasıl oldu da bu kadar tipsiz yapılabildiğini düşünmüş durmuştum ancak zamanla bu algım tam tersine dönerek ön ve far tasarımının en iyi şekilde ve kusursuz yapıldığını fark ettim. Motosiklete sahip olmadan önce sürekli takip edip duruyordum 1 iki seferde kısa kullanım tecrübelerim olmuştu. Şunu söyleyebilirim ki beverly’e uzaktan bakmak ayrı şey, sahip olmak bambaşka bir şeymiş.


775mm Sele yüksekliği orta boylu bir insanın bile güvenli bir şekilde ayaklarının yere basmasını sağlıyor belki biraz daha yüksek olsaydı kuru ağırlığı 190 kg olan bu motoru kontrol etmek zor olabilirdi.
Sele altı saklama kapasitesi geniş bagaj hacmine ihtiyaç duyanlar için yeterli değil bir şekilde iç hacim daha da artırılabilirdi, ancak sele altındaki çakmak gözü ve aküye ulaşımın sadece küçük bir vida uzaklığında olması sizi gerçekten mutlu ediyor. Sele altındaki aydınlatma sayesinde de az da olsa içindeki eşyaları karanlıkta görebilmeniz sağlanmış. Arkaya ortalama. 45Lt bir çanta takarak kask ve diğer eşyalarınızı sığdırmanız çok daha makul. Ben çantalı scooter kullanmayı daha çok sevdiğimden sele altı kapasitesinin yetersiz olması bir dezavantaj sağlamıyor.

Sele hem sürücü hem de artçı için oldukça rahat dizayn edilmiş, beverly’ye artçı olduğumda şuana kadar test ettiğim en geniş ve konforlu bir motosiklet selesi olduğunu fark ettim. Uzun yolculuklarda rahatsızlık vermeyecek şekilde tasarlanmış.
Beverly 500 de tasarımda hoşuma giden en güzel özelliklerden ikisi şüphesiz benzin almak için durduğumda motordan inmemin gerekmemesi ve torpido gözünün işlevselliği… Rahatlıkla açılıp kapanabilen torpidoyu açtığınızda sağda ve solda eldiven, evrak ve küçük eşyalarınızı ( mesela disk kilidi ) koyabilmek için bir alan mevcut. Yine torpido kısmında benzin deposunu ve seleyi açan düğmeler var. Sele altı istenirse torpido gözünü açmadan da sol gidonun altındaki elektrikli düğmeden açılabiliyor.

Beverly’nin gidonu ilk kullanışta belki ağır gibi gelse de ben hemen adapte oldum motora alışmam 1 hafta kadar sürdü diyebilirim ama alıştıktan sonra eski motorum Honda Dylan kadar rahat kullanmaya başladım. Gösterge panelindeki en büyük 2 eksik, 500 lük bir motorda olması gereken devir göstergesinin olmaması ve dijital ekranın sadece saati göstermesi. Dış ortam sıcaklığını gösterseydi hiçte fena olmazdı.
Motorun ağırlığı dışarıdan bakıldığında fark edilmese de kullanırken ağırlığını hissediyorsunuz hafif eğimli bir yolda eğer durup biraz geri gitmek isterseniz bunu yapmanız mümkün değil. Motorda el freninin olmaması da bence eksiklerinden bir tanesi. Eğer fazla güçlü değilseniz sıkışık trafikte gerçekten zor durumda kalabilirsiniz. Motordan inip motoru ittirmeye çalışmak ise ayrı bir risk oluşturabilir eğer eğilimi bir tarafa daha fazla verirseniz motoru yan yatırmanız içten bile değil.

Tasarım bence bir motordaki en önemli faktörlerden bir tanesi, İtalyanlar bu işi gerçekten iyi biliyorlar yine hayran kaldığım ve her fırsatta söylediğim bir özelliği var, Motor grenajının yanlarındaki sert plastik levhalar motora estetik bir görünüm katmalarının yanında bir o kadar da işlevsel özelliğe sahip. Eğer motor yanlışlıkla elinizden kaçırıp yan yatırırsanız ki hepimizin başına mutlaka gelmiştir, motorun grenajlarına hiçbir zarar gelmiyor. Tüm baskıyı o yan sert plastikler üstleniyor ve motorun grenajlarının yerle teması engelleniyor. Bu sayede motorunuz yan yattığında grenajın kırılmadığı gibi tek bir çizik bile meydana gelmiyor. Eski motorum Dylan’da bunu çok yaşıyordum. Örneğin yan ayaklığı açtığımı sanıp motoru bıraktığımda yana yatıveriyordu ve ilk başta ön cam kırılıyordu sonrada çamurluğun önü, yan grenaj ve ona bağlı parçalar ya kırılıyor ya da can sıkıcı çizikler oluşuyordu. Parçalarda pahalı olduğundan değiştirmeden o şekilde binmek zorunda kalıyordunuz. Beverly 500 ü ilk aldığımda durduğum yerde iki kere çok hafif yan yatırdım ve ikisinde de bir en ufak bir hasar vede tek çizik dahi almadım. Bu parçalar olmasaydı şuan sağ ve sol granajları değiştirmek zorunda kalabilirdim.

Aynı şekilde aynalarda içe doğru kapanacak şekilde ayarlanmış aralardan geçerken olası bir çarpmada aynalar içe kapanıyor ve hiçbir zarara uğramadan yolunuza devam edebiliyorsunuz.
Motora uzaktan baktığınızda 500cc lik bir motor izlenimi vermiyor ama biraz yaklaşıp incelediğinizde aslında büyükçe bir yapısı olduğunu anlayabiliyorsunuz, Motoru çalıştırdığınızda çıkardığı ses zaten size ne kadar da güçlü bir motor olduğunu anlatmaya yetiyor.
Ön lastik : İç lastiksiz 110/70-16″, Arka Lastik : İç lastiksiz 150/70-14″ Büyük tekerlek çapları sayesinde çukurlardan etkilenmiyorsunuz, geniş arka lastik yüzeyi gücün yere doğru orantılı akması için tasarlanmış olmalı. Ancak süspansiyonlar bana epey sert geldi. Belki doğru bir amortisör ayarı gerekiyor.
Kullanım ve Yoldaki Durumu
“Yolda kendimi bir alsan gibi hissediyorum” desem sanırım abartmış olmam. Gazı açar açmaz trafiğin arasından sıyrılıp sizi birkaç saniyede güvenli bölgeye ulaştırıyor. Hani belki trafikte küçük motorlar eziliyor diyoruz ya, bu hem motorun görseli ile ilgili hem de o küçük motorların yeteri kadar performansa sahip olamamasından kaynaklı diye düşünüyorum. Honda Dylan bile o kadar performanslı iken onunla yinede arabaların kornaları ve tacizleri ile karşı karşıya kalıyordum. 2 aylık beverly 500 tecrübemde ise ben arabalara ya 1 yada 2 kere korna basmışımdır aynı şekilde arabalarında bana selektör yapıp yoldan çekilmemi isteyecek bir pozisyonlarına düşmedim. Kaldı ki İstanbul’un trafiğinin en yoğun olduğu saatlerde motosiklet kullanıyorum.
Gazı açtığınızdaki ivmelenme sesi modifiyeli bir aracın çıkardığı sese benzer nitelikte çok keyif veriyor. Tüm bunların yanı sıra dengesi ve yola hakimiyeti kendinizi motor üzerinde güvende hissetmenizi sağlıyor. Seleye oturduğunuzda sizi biraz öne atıyor yani altınızdaki bir maxi scooter değil de sanki bir enduro motosiklet havası veriyor. Arkanıza yaslanıp ayaklarımızı uzatayım diyorsanız bu motor size göre değil J. Bence böylesi daha iyi çünkü bu sizi sürekli zinde tutuyor. Motor üzerinde olduğunuzu daima hatırlıyorsunuz. Çoğu kez gazı açıp uzamayı düşündüğümde bir bakıyorum yolun sonuna gelmişim o kadar kısa sürede neredeyse son hıza ulaşıyorum ki bu bazen sahilde 2 trafik ışığı arası mesafe olabiliyor, Neredeyse son hız diyorum çünki henüz uzun yolda test etme imkanım olmadı ama diyebilirim ki sadece işlevsellik , güvenlik açısından düşünürseniz şehir içinde bile kullanılabilecek beklide en ideal scooterlardan biri.

Gazı açtığında 160km hıza eğer yol müsaitse hemen ulaşıyor, 120-140 aralığında bile giderken hızlanmak istediğimde gecikmeden tepki vererek hızımı artırıyor. Bu hızlarda ani fren yaptığınızda önde çift arkada tek disk kombine bir şekilde görevini sorunsuzca yerine getirerek kaymadan sarsılmadan kendini kasmadan kısa sürede güvenle durmayı sağlıyor.

Sanırım bir kere bu hız ve güvenli güce alıştıktan sonra daha küçük motor sürmek bana zor gelir. Motorun üzerindeki lastikler şuan çok sağlıklı olmadığından viraj performansını test edemedim çünki lastiklere güvenemiyorum ancak herhangi bir kayma yada güvensizlik şimdiye kadar sezmedim. Önümüzdeki günlerde lastikleri Pirelli GTS ile değiştireceğim ve o zaman lastik performansı hakkında da yazıma eklenti yapabilirim.

Ek: Uzun yol ve Lastik deneyimi : Sonunda lastiklerimi Pirelli GTS 23-24 ile değiştirdikten sonra motor bambaşka bir yol tutuşuna sahip oldu. Yoldaki bozuk satıhlar ve minik çukurları önemsemeyen viraja girerken kendiliğinden yolun ritmine uyum sağlayan bir motor buldum altımda.. Virajlarda lastiklerin yanak seslerini bile duyuyordum. Hatalı gidon bilyelerimi de değiştirmiştim ve gerek yoldaki gerekse virajdaki performansı neredeyse SS motorları araymayacak şekilde değişti. Lastikler her motorda çok önemlidir bununla birlikte beverly 500’de çok daha önemli olduğunu anlamış oldum.

Motosikletle test için kısa sayılabilecek bir geziye katıldım. http://hayatonda.com/detay.asp?id=174 ve gördüm ki benim aradığım motor bu. Uzun yolda diğer arkadaşlarla aynı hızda gitmek beverly 500 için biraz sıkıcı oluyor ( aslında benim için :=) yetersiz diyelim. 2-3 ayda 3-4bin km kullandım ama hiç gaz açamamıştım ) içinde kusursuzca yolda akmak için bir istek olan Bevery gazı açtıkça gücü yola aktarmayı iyi biliyor. Yalova Bursa yolundaki düzlükte gazı ilk defa sonuna kadar açıp neler olacağını görmek istedim. Sonuç kesinlikle tatmin ediciydi, hiç naz yapmadan 170km/h a kadar ivmelendi. Aynı şekilde tamamen dengeli ve güvenli şekilde durmasınıda bildi. 280km lik yolu 10.5 litre tamamlayarak beni kesinlikle tatmin etti.

Bakım ve Masrafları ve Yakıt Tüketimi
Eminim bir çok kişinin merak ettiği bir soru yakıt tüketiminden söz edeyim. Motosiklette yakıt tüketim konusunda son derece titiz ölçümler yapmaya özen gösteren biri olarak Beverly’nin değişken yakıt tüketimi konusunda şaşırıyorum doğrusu.
Servis kitapçığında 13.5 LT benzin alıyor diyor ama ben depo nerdeyse tam bitikken sonra 12 Lt’den daha fazla benzin aldıramadım. Şehir içi dur kalk yakıt tüketimi maksimum 5.5 Lt’ye kadar çıkabiliyor. Ben hergün e-5’ten trafikte 50km yol yapıyorum ve yer yer 20-30km hızlarda giderken yer yer 160 lara çıkıyorum. Bu aralıkta ölçebildiğim en düşük yakıt tüketimi 4.1LT kadardı. Uzun yolda sakin kullanımda yakıtın 3.5 LT’e kadar inebileceğini kestirebiliyorum. Ortalama olarak yakıt 4.5Lt dersek bence tespitimiz tam yerinde olmuş olur

Bakımları her 6000km’de yapılıyor. En ucuz bakım masrafı 100TL’den başlıyor diyebilirim. Her yağ değiştirmenizde mutlaka yağ filtresinin de değişmesi gerekiyor 1.7 Lt yağ ve yağ filtresi değişimi işçilik ile beraber en uygun serviste 100 TL tutuyor.

Sonuç – Değer Tüketimi
Eğer yukarıda saydığım sürüş, konfor ve güven hakkındaki deneyimlerim beni bu motoru kullanmaya itmeseydi Beverly 500 benim için bir ütopya olarak kalırdı. Yinede diyebilirim ki eğer motoru yaz kış çok fazla kullanacaksanız ve bütçenizde Beverly 500’ün bakım masrafları için yer yoksa , kendinize en fazla 250cc lik başka bir makine alın derim. Ancak şimdi benim altımdan Beverly 500 ü alıp yerine 250 lik örneğin bir Xmax – Xcity yada Beverly 250 verseler motordan zevk alamazdım. Otomatik viteste Bir kere 500lüğün tadını aldığınızda daha aşağısının sizi tatmin etmeyeceğini rahatlıkla söyleyebilirim.
Yol tutuşu, verdiği güven, denge, kusursuz ivmelenme ve üstün frenleme, viraj üstünlüğü, Estetik tasarımı, yola hakimiyet, sürüş keyfi bakım masraflarını gözünüzde oldukça küçültmeye yetecek garantisini verebilirim.
Neden Tercih Ettim ?
Herşeyden önce küçük ebatlara sahip, şık tasarımlı otomatik vites, güçlü bir motor yani beverly 500 benim hep deneyimlemeyi istediğim bir motordu. Hem şehir içinde bolca kullanabileceğim hemde iş ve bazı sebeblerden dolayı uzun yollara çıkabileceğim bir motor arıyordum. Yolun hakkını verebilen gaz açtığımda uzayabilecek yormayan bir motosiklet arıyordum. Ancak maksi Scooter dediğinizde V gidon ayaklarınızı uzattığınız modelleri hem sevmiyor hemde şehir içinde kullanışlı bulmıyordum ( Silverwing, bırgman ) Oysa beverly 500 gerektiğinde uzun yol motoru gerektiğinde şehir içi canavarı olma potansiyeline sahipti. Tasarımı, kalitesi gücü bu motora baktığımda bana “işte benim tarzım” dedirtiyordu ve işte bu yüzden tercih sebebim oldu.
Aldığıma Deydimi & Memnun muyum ?
İlk aldığımda sanırım bana biraz büyük ve ağır geldi gibi dedim, çok dikkatli kullanıyor ve yola tam hakimiyet kurmaya çalışıyordum. Motordan biraz korkmuştum kaldiki 34.000km Honda Scooter kullanmıştım.
Ancak çok değil 1 – 2 hafta kadar sonra motorla bütünleşmeye ve gerçekten büyük keyif almaya başladım ( her geçen günde sürüş anlamında keyfim artıyor ). İşe gitmek ve eve dönmek bile bir hobi ve zevk haline dönüştü. Yolda korkusuzca ilerlemek ne demek bu motorla öğrendim. Beklentilerimin tamamını karşılamasından dolayı doğru tercih ettim ve aldığıma deydi.
Öte yandan, Servis kalitesi yüüznden sıkıntı yaşayabileceğimi ve parça sorunları olduğunda bekletileceğimi deneyimleyerek öğrendiğimde çok fazla üzüldüm. Eski markam HONDA gibi kaliteli servisler beklerken bunu bualamadığıma üzüldüm.
Servis olayını araştırarak daha iyi yerlerle karşılaşacağımı ümid eder, sık değişecek parçalarıda kendi imkamlarımla servisten değilde piasadan temin edip sadece işçilik ödeyerek değiştirirsem sanırım bu da sorun olmaktan çıkabilir.
Yakıtı ise zaten bunca konfora göre 3.5lt – 5.5lt arası ideal sayılabilir.
Hep düşündüm 2.bir motor alıp işe giderken onunla mı gitmeliyim diye ama garajımda Beverly 500 dururken 150cc bir motorla istanbul trafiğine girmeyi tercih etmezdim.
Herkese motoru ile keyif dolu sürüşler dilerim.





















